özgürlük sembolü, hermıone-2

Yüzen Bellek

Sıcak kahvemizi yudumlarken anlatmaya başlıyor, tıpkı yapım Hermione: “Rochefort Liman Komutanı, 1780 Mart’ının başında Donanma Bakanı imzalı gizli bir mesaj almış. Yazıda Marki de La Fayette’in, adını taşıdığım Hermione’un Amerika seferine katılacağı ve gemide rahat etmesi için uygun bir kamara hazırlanması talimatı varmış. Hermione’un bile haberi yokmuş bundan. Çünkü o günlerde her yer İngiliz casusu kaynıyormuş. Bu yüzden gemi 10 Mart sabahı erkenden 316 mürettebat, asker ve ‘Kıymetli Yolcu’su La Fayette1 dâhil 14 konuğuyla Amerika’ya doğru yola çıkmış.” Anlatır mısın La Fayette’in kim olduğunu, neden bu işe kalkıştığını?.. “Anlatmaz mıyım, adı neredeyse benimle özdeşleşen insanı?..

Ed molore eicias ratem duciet ut adio omnis alis etum et ommodit, officil il inctat volor aped que voluptate volore laciis dolut aut es des dolupta quae aspit, quis et.

Gilbert La Fayette, devlet hizmetindeki aristokrat bir ailenin çocuğuymuş. Babası İngilizlerle savaşırken doğmuş. İki yaşına geldiğindeyse onu kaybetmiş. Yine savaşırken… 1770’de, Gilbert 13 yaşındayken annesini babasının yanına uğurlamış. Aileden kalan büyük mirasın içinde marki unvanı da varmış. 1771’de o da babası gibi orduya katılmış, 1774’te yüzbaşı olmuş. La Fayette, 1776’da Amerika’nın ilk Paris Büyükelçisi Benjamin Franklin’le tanışmış. Düşüncelerinden ve Amerikan Bağımsızlık Beyannamesi’nden çok etkilenmiş. Babasının intikamını İngilizlerden almanın yolunun önünde açıldığını hisseden marki 1777’de, La Victorie adlı gemiyle Amerika’ya gitmiş. Fransız olmasına rağmen Amerikalılarla omuz omuza katıldığı savaşlardaki başarısından ötürü Amerikan Anavatan Ordusu’nda general olmuş. Brandy Savaşı’nda yaralanan markinin cesaretinden etkilenen General George Washington 19 yaşındaki genç Fransızı emir subayı olarak yanına almış. 

Marki de La Fayette, Amerika’ya yapılan yardımın artırılması için 1779’da Fransa’ya dönmüş. Altı ay sonra, senin kamarada uyuduğun o gece gemiye bindiğinde, evrak çantasında kralı ikna ederek aldığı 5,500 asker ve 6 gemilik bir filo varmış. 38 günlük yolculuktan sonra ulaştıkları Boston’da Marki de La Fayette ile Hermione’un yolları ayrılmış. Marki, Amerikan Ordusu’nda daha büyük sorumluluklar yüklenmiş. 1781’de İngiliz komutan Lord Cornwallis’i Yorktown’da esir alınca şöhreti iyice artmış. Aynı yıl kara harekâtının sona ermesiyle Fransa’ya dönmüş ve ülkesinin ordusunda görev almış2.”

Hermione mürettebatının Lunenburg’daki coşkusu
Heyecan dolu yeni gönüllülerin karşılanması

Beceriksiz kılavuz

“Gelelim gururla adını taşıdığım Hermione’a… ‘Kıymetli Yolcusu’nu indirdikten sonraki iki yıl boyunca Atlantik kıyılarında yüzden fazla Fransız gemisiyle birlikte Amerikalılara yardım etmiş. 1780’de bir İngiliz gemisiyle çatışırken kaptanı La Touche yaralanmış. Hermione, girdiği 17 çatışmada 9 düşman gemisi ele geçirmiş. 44 kayıp verirken mürettebatından 53’ü de yaralanmış. Hem Amerika hem Fransa için özgürlük sembolü haline gelen gemi 1782’de Rochefort’a dönmüş ve Fransa sularında devriye görevine devam etmiş.

Ertesi yıl bir kez daha İngilizlere karşı savaşmak üzere bu kez Hindistan’a gönderilmiş. Barış sağlanınca 1784’te geri dönmüş. Onlarca deniz savaşına girerken, yüzlerce fırtına yerken, binlerce mil kat ederken Hermione’a bir şey olmamış da ülkesinin sularında beceriksiz bir kılavuz kaptan yüzünden karaya oturmuş. Ağır deniz, Le Croisic açıklarındaki Four Bankı’nda kıstırdığı gemiyi kısa sürede ele geçirip batırmış. 1793’te, daha 14’ündeyken… Enkazı ancak 1984’te bulunmuş.”

Boynu bükük kent

Merakımı gidermeye çalışıyorum: “Peki, nereden çıktı bu Hermione’a can verme projesi? Hem neden başka gemi değil de o, yani sen tercih edildin?!.” “İstersen bunları şu gelen Mösyö Jean Thomas anlatsın,” diyor Hermione. “Çok usta bir gemi marangozu, titiz bir maketçi, iyi bir tarihçidir.” Piposundan savrulan dumanların arasından çıkıp gelen Mösyö Thomas sütlü kahvesiyle bize katılıyor. Sanki o da geçmişe aitmiş gibi bir tavır içinde… Hermione’un ricası üzerine anlatmaya başlıyor: “Sorularınızı cevaplamak için 20. yüzyılın başına dönmemiz gerek,” diye sürdürüyor. Zaman kaymaları bu öykünün kaderi sanki… “1927’de, ahşap gemilerin pabucunu dama atan zırhlıların yapımına uygun olmayan son tersane de kapanmış Rochefort’da. İki buçuk asırdır gemi inşa edilen kent eski günleri mumla arar olmuş. Donanmanın bütün gemileri ayrılmış çok geçmeden. Charente Nehri gemilere, havuzlar suya hasret kalmış. Sentetik elyafın keşfedilmesiyle de o cânım halat fabrikası kenevir yerine kendi boynunu bükmüş.

1990’ların başında, çoktan yok olmuş yelkenli gemilere ve onların hüküm sürdüğü döneme özlem duyan, kentin köklerinden koptuğunu hisseden bir avuç insan, ortak belleği canlandırmak istemiş. Belediye de sahiplenmiş bu düşünceyi. Hep birlikte onca gemiye can veren tersaneyi ve şehri ayağa kaldırmaya karar vermişler. Tıpkı yapımı inşa edilecek gemi olarak da ABD’nin Bağımsızlık Savaşı’nda büyük iz bırakan Marki de La Fayette’i Amerika’ya götüren ve özgürlük sembolü haline gelen Hermione’da karar kılmışlar. O günden sonra da firkayetn, Rochefort’da hayatın merkezine oturmuş. 1992’de kurulan Hermione-La Fayette Derneği’ne gerek kamu kurumları ve özel şirketler, gerekse Avrupa Birliği ve kendilerini ‘La Fayette ile Hermione’un Amerika’daki Dostları’ olarak adlandıran kuruluş destek olmuş3.”

HermIone’un kız kardeşi

“Elini omurganın altına koyanlar önce tersane ve havuzları elden geçirmiş. Tabii asıllarına sadık kalarak… Bir yandan da gemi planının peşine düşmüşler ama ne kadar arasalar boş… İmdada bir zamanlar can düşmanımız olan İngilizler yetişmiş! Hermione’un kız kardeşi Concorde’un İngilizlerin eline geçmesine neredeyse şükredecekmiş bizimkiler. Çünkü o dönemde kendi savaş gemilerine göre daha denizci ve hızlı gemiler inşa eden Fransızlardan işin sırrını öğrenmek için Concorde’un planını çıkarmışlar. İşin daha da güzeli kayıtları bugüne değin saklamış olmaları.” Belleğine sahip çıkanlara gıpta ederek can kulağıyla dinliyorum Mösyö Thomas’ı.

“Projeye destek bulmak için 1993’te Hermione’un tam ölçekli metal iskeleti kurulmuş. 1996’da geminin inşası ihaleyle, tarihî yapıların ahşap kısımlarının yenilenmesinde uzmanlaşmış bir firmaya verilmiş. Onlar da yelkenli gemiler konusundaki tecrübem, tarihe olan merakım nedeniyle beni davet ettiler. O günlerde geminin 2007’de yüzdürülmesi hedefleniyordu. İlk işim Hermione’un 1/18 ölçeğinde modelini hazırlamak oldu.” Mösyö Thomas bunları anlatırken Toulon’daki Denizcilik Müzesi’nde gördüğüm büyük gemi modelleri gözümün önüne geliyor. Fransızların, geminin yüzerliğini, dengesini kontrol etmek için deneme havuzlarında model kullandıklarını orada öğrenmiştim. Bahriyelileri eğitmek için de modellerden yararlandıklarını okuduğumda hayranlığım bir kat daha artmıştı. Denizci millet kolay olunmuyor…

Geleneksel kıyafetleri içindeki İngiliz bandosu ve dansçıları Lunenburg rıhtımında Hermione’un önünde...

Yılık ağaçların bayramı 

Mösyö Thomas’ın anlattığına göre 1997’de marangozlar, uygun ağaç bulmak için mastarları yüklenip ağaç denizlerine açılmışlar. Cumhuriyet döneminde ülkeyi yönetenler ormanların yenilenmesi için büyük özen gösterdikleri için aradıklarını bulmak zor olmamış4. Sadece bir geminin yapımı için yaklaşık 5,000 ağaca ihtiyaç olduğunu öğrenince şaşırıyorum. Demirin gemi inşa endüstrisinin emrine girene kadar geçen sürede Akdeniz havzasının çırılçıplak kalmasının nedenini daha iyi anlıyorum. Ama Fransa’daki toplam 525 milyon m3 ormanın yanında Hermione’un inşası için gereken 1,200 m3 meşeyle 205 m3 çamın lafı mı olur?

Kerestecilerin gözleri kalem gibi düzgün ağaçlarda değil, yalnızca yakacak odun olarak kesilecekleri için diğerlerinin arasında rüzgârda mahzun mahzun sallanan yılık, çarpık ağaçlardaymış. Marangozlar göründüğünde o eğri büğrü ağaçların dallarında güller açmış. Diğer ağaçların çoğunun rüyalarında bile göremeyeceği yolculuklara çıkabileceklerini hissettikleri için… Küpeşte, posta, paraçol olup özgürlük kokan okyanuslarda yıllarca dolaşmaktan daha iyi ne gelebilir bir ağacın başına?.. Hemen uzatmışlar gövdelerini baltaların, hızarların ağzına. Rochefort’a getirilen ağaçlar tersanenin yanındaki III. Napolyon Havuzu’nda istiflenmiş. Hermione’un omurgası da 1997’de, Amerika’nın Bağımsızlık Günü olan 4 Temmuz’da kızağa konmuş. Sonraki iki yıl kaburgalar üretilmiş. 2002’de dış kaplamalar yerleştirilmeye başlanmış. 

Bellek Tazeleme

Hermione’un tıpkı yapımının üretimine kimse çağdışı, yük, gereksiz diye bakmamış. Onun sayesinde unutulmaya yüz tutan melekeler geri kazanılmış, terk edilen gemi inşa teknikleri hatırlanmış, gelecek nesillerin geçmişle arasındaki bağ elle tutulur hale gelmiş. Öykünmemek elde değil. Tersanede sadece meşeden, çamdan üretilmiş bir gemi değil, bir bellek şekillenmeye başlamış. Hem de yüzen bir bellek… Kanıtı da tersanenin her yıl binlerce meraklı tarafından ziyaret edilmesi… Okullar özel eğitim turları düzenliyormuş. Çocukların, gençlerin coşkuları çalışanları daha da kamçılıyormuş. “Gündüzü bekle de gör, Alman, İngiliz, İskandinav ve Fransız ustaların nasıl canla başla çalıştıklarını…” diye lafa karışan Hermione’un keyfi sesinden belli oluyor.  “Projenin ABD’de de büyük ilgi topladığını biliyor musun?” diye ekliyor. “Her iş tamamlandığında, Marki de La Fayette’in Amerika’ya götürüldüğü seferi sembolik olarak tekrarlayacağım için de çok mutluyum.”

Projeyi yürütenler marangozların, armacıların, yelkencilerin, demircilerin o yıllarda karşılaştığı güçlükleri anlamak, becerilerini canlandırmak istiyormuş. Bu nedenle o günkü alet, malzeme ve tekniklerin kullanılmasına özen gösteriliyormuş.

2006’da eldeki kuru ağaçlar tükenince işler hayli yavaşlamış. Armuz açmaması için geminin üzerine nem kontrollü bir çadır kurulmuş. 2008’de güverteler tamamlanmış, Amerika’dan getirilen köknarlarla direklerin yapımına geçilmiş. 2009’da, 18. yüzyıldaki Hermione’un toplarını da üreten dökümhanede dökülen toplar getirilip kundaklarına yerleştirilmiş. Tam 2010’daki gelişmeleri anlatırken Mösyö Thomas konuşmayı kesip geldiği gibi piposundan çıkan duman bulutlarına karışarak aramızdan ayrılıyor5. Boynu bükülüyor geminin. Havasını değiştirmek için boyasının ne kadar yakıştığını söylüyorum. İşe yarıyor: “Renklerimin aslına uygun olması için bir komite kurulmuş ve uzun araştırmalardan sonra 18. yüzyılda kullanılan boyalar ve renkler araştırılıp bulunmuş. O yıllarda savaşta akan kanın, mürettebatı ürkütmemesi için top güvertesi, üst güvertenin bir kısmı ve baş kasara güvertesi kırmızıya boyanıyormuş. Küpeşteler kraliyet mavisine… Top lumbarlarında altın varak etkisi yaratmak için de Napoli sarısı kullanılırmış. Geri kalan her yer siyaha… Karinaysa kırık beyaza… Yakışmış değil mi?..” İstersen aksini söyle ama hakikaten yakışmış Hermione’a.“Beni daha yeni suya indirdiler, hem de 65,000 kişi eşliğinde,” derken çalışanlar işbaşı yapıyor. Hepsinin ustalaştığı hallerinden belli; marangozlar, oymacılar, demirciler, dökümcüler, boyacılar, dokumacılar, armacılar, kalafatçılar… Hermione’un anlattığına göre projede 125 kişi çalışıyormuş.

Fotoaltı yazılacak...

Pruvadaki aslan

Pruvaya yerleştirilen görkemli aslan heykelini soruyorum.  Hermione, XIV. Louis döneminden itibaren savaş gemilerinin pruvalarına aslan koymanın gelenek haline geldiğini söylüyor. Kraliyetin gücünü, asaletini düşmanların gözüne sokmak için… Aslanın yüzünde, üç zambaklı mavi imparatorluk armasını taşımanın gururu var sanki. Hermione, geminin pruva ve aynalığındaki armalarla diğer süslemelerde 250 yaprak altın varak kullanıldığını söylerken onun sesinde de benzer bir gurur hissediliyor. O arada makine yağı bidonlarıyla bir grup insanın güverteye çıktığını görüyorum. “Klâsik bir yelkenlide yağcılar, hayrola?” Gülüyor: “Marki de La Fayette’in yolculuğunu sembolik de olsa tekrarlayabilmem için denize elverişlilik kurallarına uymam gerekiyormuş. Bu yüzden acil durumlarda kullanmak ve limanlara girip çıkmak için iki makine, modern seyir aletleri ve yangın söndürme donanımı yerleştirdiler. Yoksa sefer izni alınamazmış.” 

Sırada ne olduğunu soruyorum Hermione’a. “Söylediklerine göre gelecek yıl armacılar direklerimi dikecek ve 2014 Eylül’ünde hem mürettebat eğitimi hem de benim açıkdenizde neler yapabileceğimi görebilmek için Atlantik’te iki aylık deneme seyrine çıkacakmışım. Ne de olsa benim gibi bir 18. yüzyıl yelkenlisini abramak, serenlerine tırmanıp yelkenlerini ellemek kolay değil. Deneyim ister…”

Ortalık iyice kalabalıklaşınca izin istiyorum Hermione’dan. Palto için teşekkür ediyor, en kısa zamanda iade edeceğimi ekliyorum. “Sende kalsın,” diyor. “Giydikçe beni hatırlarsın.” Tekrar buluşmaya bahane olması için üsteliyorum: “İliklerim iyiliğini unutmayacak. Belki bir gün, dünyanın bir ucunda veya tekrar burada, kimbilir?.. Ama mutlaka…”

Hermione’un inşa edildiği tersanedeki demir atölyesi.
Toulon Denizcilik Müzesi’ndeki dev gemi maketleri.

Amerika seferi

Akşama kadar Lunenburg’ün tersaneleriyle, sokaklarını arşınladıktan sonra rıhtıma döndüğümde Hermione’da mürettebat değişimi yapılıyor. Sürelerini tamamlayan gönüllüler sürekli çalışanlar tarafından yolcu edilirken yeni gönüllüler gemiye çıkıyor. Ayrılanların hüznüyle gelenlerin sevinci birbirine karışıyor. Gidenlerin sırtındaki denizci torbaları tuzlusuda demlenmiş anılar, tecrübeler, dostluklarla dolu. Yeni katılanlarınkiyse heyecan ve umutla…

Güvertede verilen davetin telaşı bitip el ayak çekildikten sonra gemiye çıkıyorum. “Ev sahibi Bluenose II’nin eşliğinde körfeze girerken hayli alımlı görünüyordun,” diyorum. “Görüşmeyeli neler oldu, neler yaptın?.. “Omurgam kızağa konduktan tam 17 yıl sonra, 2014’te her şey hazırdı. Mürettebat eğitimi, son kontroller, sefer hazırlıkları… Maliyetimi hesap edenlerden duymuştum; 30,5 milyon dolar. İlk anda göze fazla gibi gözüküyor ama 2013’te America’s Cup’ta yarışan Oracle Team USA’nın 250 milyon avroluk bütçesinin yanında devede kulak bence… Giderlerimin yüzde 60’ı ziyaretçi gelirleri ve üye aidatlarından karşılanmış. Yüzde 30’unu yerel yönetim, yüzde 10’unu da sponsorlar vermiş.

Rochefort’dan ayrıldıktan sonra, 18 Nisan 2015 günü, yaş ortalaması 27 olan 73 denizciyle La Rochelle’den okyanusa açıldık. İçlerinden 17’si kadrolu mürettebattı, 56’sı gönüllü. Mürettebatın üçte biri kadın olduğu için hiç yalnızlık çekmedim. Başımızda da deniz kuvvetlerinden emekli 58 yaşındaki Kaptan Yann Cariou. Gençliğimizin ateşiyle tutuşturduk Atlantik’in sularını. Portekiz’den sonra ticaret rüzgârlarını arkamıza aldık. Las Palmas’taki molamızın ardından üç-dört hatırı sayılı fırtına yedik. Ama hazırlıklıydık. Atlantik’te 34 gün özgür kuşlar gibi uçtuktan sonra 5 Haziran’da Yorktown’a ulaştık. Vernon, Alexandria, Annapolis, Baltimore, Philadelphia derken Amerika’nın Bağımsızlık Günü 4 Temmuz’da New York… Kutlamalardan sonra Greenport, Newport, Boston, Castine ve sonunda Lunenburg. Uğradığımız her limanda kültür ve eğitim programlarına, klâsik yelkenli şenliklerine katıldık. İnsanların en şık kıyafetleriyle geldiği törenler, ziyafetler, kokteyller…”

Ed molore eicias ratem duciet ut adio omnis alis etum et ommodit, officil il inctat volor aped que voluptate volore laciis dolut aut es des dolupta quae aspit, quis et.

“Kıyıdaki gemilerin düdüklerine top atışlarıyla karşılık verirken sanki biraz da kibirliydin… Önünde su püskürten römorkör, eşlik eden yelkenliler, motoryatlar… Kıyıda coşkulu oldukları her hallerinden belli Fransız asıllı Kanadalılar, tarihî düşmanlığı geride bırakan İngiliz bandosu ve kırmızı etekli dansçıları… Herkes neşe içindeydi. Görünüşte bir festival havası hâkimdi. Ama bana göre Fransızca konuşan Kanadalılar diğerlerine göre daha coşkuluydu. Geçmişe dayalı ezikliklerinin acısını bir nebze de olsa senin sayende çıkardıkları hissediliyordu. Mürettebat da çok neşeliydi; denizci şarkıları, Fransız marşları… Onlar da vaktiyle atalarının İngilizlere karşı Amerikalıları destekleyerek rövanşı aldıklarını düşünüyorlar gibi geldi bana, bilmem fark ettin mi? Neyse, benim için değerli olan hem La Fayette’in ve Fransızların hem de Hermione’un vaktiyle ABD’ye verdiği katkılardan çok unutulmakta olan klâsik yelkenciliğin senin gibi gemiler sayesinde yaşatılması. Kaybolmaya yüz tutan denizciliğe ilişkin eski zanaat dallarının canlandırılması…”

Amerika kıyılarında o limandan bu limana katıldığı kutlamaların, söylevlerin hâlâ etkisi altında kaldığı hissedilen Hermione şöyle bir duruyor. Onun da başı dönmüş gibi şöhretten. Tereddüde düşüyor Truvalı Helen’in kızı… Sonra toparlanıyor. “Galiba haklısın. Bir gemi aslında rüzgâra ve dalgalara yakışır, limanlara değil. Kendini özgür hissettiği denize yani. Artık sıkıldığımı itiraf etmenin zamanı. Neyse ki yarın dönüş yolculuğu başlıyor. Beyaz kanatlarımı çırpacağım yine. Kuzey Amerika kıyılarına yakın tek Fransız adası olan St. Pierre et Miquelon’a uğrayıp Fransa’ya döneceğiz. Brest, Bordeaux ve sonunda gözümü açtığım Rochefort. Belki yılda dokuz ay boyunca açıkdenizden kopuk olacağım ama meraklı ziyaretçilerle, gençlerle, eğitici programlara katılan çocuklarla oyalanacağım. Heyecanları bana yaşam sevinci katacak, umut olacak… Üç ay boyunca da denize açılıp komşu limanları ziyaret edeceğim. Belki Klâsik Armalı Yelkenliler Yarışları’na da katılırım.”

Gece ilerledikçe ay denizin üzerini simle dokurken hava serinliyor. İzin istiyorum. Yarın benim de yolum uzun, onun da… İçim ürperiyor. Hermione’dan ayrılacağım için mi yoksa üşüdüğümden mi?.. Paltoyu uzatıyor, üç yıl önceki gibi… “Bir daha ne zaman görüşürüz, tekrar getirebilir miyim, bilemem,” diyorum. “Olsun, sende kalsın. Sırf benimle buluşmak için onca yolu aşıp buralara kadar gelen kaç kişi var ki…”

KAYNAKÇA

1. The Reconstruction of the Hermione, Jean-Marie Ballu. Gerfaut, 2011.
2. Marquis de Lafayatte, Kathleen Collins. The Rosen Publishing Group, Inc. 2004.
3. Sea History, National Maritime Historical Society. David Lincoln Ross, Summer 2015.
4. The History of the World in Sixteen Shipwrecks, Steward Gordon. ForeEdge, 2015.
5. Atlas Tarih, Sayı:34. Haziran-Temmuz 2015.
6. The Chronicle Herald, 20 July 2015.
7. France Magazin, Winter 2014-2015.
8. http://www.biography.com/people/marquis-de-lafayette-21271783#colonial-ally
9. https://www.lafayette.edu/about/history/marquis-de-lafayette/a-brief-biography-of-the-marquis-de-lafayette/
10. http://www.navalhistory.org/2015/06/06/french-frigate-lhermione-ferries-lafayette-to-america
11. http://www.hermione.com/en/learn-more/2008/

 

DİPNOTLAR

1. Asıl adı Marie-Joseph Paul Yves Roch Gilbert du Motier de La Fayette’tir. 1757-1834.
2. Özgürlük ve demokrasi konularına duyarlı olan Marki de La Fayette, 1789’da Fransa Ulusal Meclisi Başkan Yardımcısı olmuş. Amerika’nın kurucularından olan ve ilerde üçüncü başkanı olacak Thomas Jefferson’ın katkılarıyla hazırladığı İnsanlık ve Yurttaşlık Hakları Beyannamesi aynı yıl mecliste kabul edilmiş. Fransız Devrimi’nin önemli liderlerinden olan ama ılımlı tutumu nedeniyle hem devrim taraftarları hem de karşıtlarınca eleştirilmiş.  La Fayette ayrıca ‘Eşitlik, Özgürlük, Kardeşlik’ kavramlarının renklerle temsil edildiği Fransız bayrağının da fikir babası. ‘İki Ülkenin Kahramanı’ olarak bilinen markinin Paris’teki mezarının başucunda hâlâ ABD bayrağı dalgalanır.
3. Proje 2009’da Fransa Cumhurbaşkanı’nın himayesine alınmış. Bugün derneğin 4,000’den fazla üyesi var.
4. Fransız Devrimi’nden bu yana Fransa’daki orman alanları iki katına ulaşmış.
5. Hermione’un yapımına ilk günden itibaren çok emeği geçen Mösyö Jean Thomas, geminin denize indirildiğini göremeden 2010 Temmuz’unda bu dünyaya veda etmiş.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *